05 Nisan 2020 Pazar

ATEŞ SADECE DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKMAMALI

CELİL BOZ

CELİL BOZ

E-Posta : celilboz@yahoo.com

 Dünyanın düşünen tek canlısı insan.

Geleceğinin planlamasını yapabilen tek canlı, insan.

Vicdan ve merhamet duygusunu içselleştiren tek canlı, insan.

Medeniyetler kuran, coğrafyalar değiştiren tek canlı, insan.

Tüm bunların yanında dünyanın en vahşi yaratığı insan.

Çeşitli coğrafyalarda yaşananları gördükçe; “ İNSAN nedir, insanlık nedir?” Sorularını sorduğumuzda karşılığını bulmakta güçlük çekiyoruz.

Çok basit iki konuya değinmek istiyorum:

Zengin insanlar, ihtiyaçlarının dışında yaptıkları israfı ortadan kaldırıp, bunları ihtiyaç sahiplerine aktarmış olsalar; üretilen silahlara harcanan emek ve parayı insan mutluluğu ile ilgili alanlara yöneltmiş olsalar, dünyada ne fakirlik kalırdı ne de açlık. Dengesiz bir dağılım, eşittir sınırsız dramlar.

Toplumların bugünkü perişan halinin en büyük kaynağı BENCİLliktir.

Bencillik kişi düzeyinde olduğu kadar toplum ve devlet düzeylerinde de önlenemez boyutlardadır.

En iyi ben yaşamalıyım! En güzel benim dinim! En güçlü benim devletim olmalı! Bü üç sloganik cümle dünya halklarının bugünkü perişanlığına yetip de artıyor.

“En iyi ben yaşamalıyım,” dediğiniz anda işin içine kandırmaca ve sömürü giriyor. Bir kumar masası misali; birisinin kazanabilmesi için karşıdakinin kaybetmesi gerekir. En çok kazanmak için işçiye az verip onu sömüreceksiniz ki artı değeriniz fazla olsun. Slogan:” Hep birlikte mutlu yaşamalıyız,” olmalıdır.

“En güzel benim dinim,” dediğinizde karşı tarafta olan tüm inanış biçimlerini aşağılama, hor görme, ötekileştirme duyguları besleyip onlara düşman oluyorsunuz. Burada ilginç olan sosyolojik bir çelişki yaşanıyor. Normal zamanlarda İslam dini mensupları Hristiyanlara, hep aşağılayarak baktıkları halde, zor durumlarda hiç İslam ülkelerine koşmuyorlar da Hristiyan ülkelere gitmeye can atıyorlar. Burada toplumsal baskı yüzünden bir iki yüzlülük var zannederim.

“En güçlü benim devletim olmalı,” dediğiniz anda da, uluslar arası sömürü başlıyor. Başka ulusları ezmek, zenginlik kaynaklarına el koymak. Onların yaşam alanlarını yakıp yıkmak. Savaşlar çıkarıp, silah satmak. Kendi halkının mutluluğu için başka milletleri kırıp geçirmek.

Nerede fakirlik varsa, orada eğitim yok, bilim yok, teknoloji yok, düşünme yok, sorgulama yok; buna karşılık hurafe çok.

Yurdumuzda ve yakın coğrafyalarımızda yaşanan insanlık dramlarına insan olarak dayanmak mümkün değil. Sıcacık evlerimizde otururken yerinden yurdundan edilmiş insanlar, aç, susuz, evsiz barksız bir yerlere doğru ölüm pahasına gitmeye çalışıyorlar.

Hiç empati yaptınız mı? Durumun boyutlarının ne kadar acı olduğunu gördünüz mü?

Bu olaylar çerçevesinde bizim askerlerimizin yaşadıklarını hiç düşündünüz mü? Evinden, ailesinden, çocuğundan uzakta, ya ölecek, ya öldürecek. Her iki durumun berbatlık boyutlarını düşündünüz mü? Her an kafasında bir bombanın patlama endişesi içerisinde, bir dakikanın bir gün kadar uzun olabileceğini hiç düşündünüz mü? Az önce konuştuğu arkadaşının vurulup parçalanan cesedine sarılıp hıçkırıklara boğulduğunu, onun ruhunda kopan fırtınaların boyutunu hiç düşündünüz mü?

Vücudunun parçalarını kaybedip sakat bir şekilde yaşamak zorunda kalan gazilerimizin yaşam yükünün ağırlığını düşündünüz mü? Bizler evimizde televizyon karşısında çaylarımızı yudumlarken Mehmetçik’lerimizin bizler için savaş meydanlarında olduklarını düşündünüz mü?

Şehit olan Mehmetçik’in haberinin ailesine verildiği anda, o aile fertlerinin psikolojilerini düşündünüz mü?

İki farklı duygu: “Empati yapmak, ve ateş düştüğü yeri yakar,” demek.

Eğer, “ Ateş düştüğü yeri yakar,” diyor da empati yapmıyorsanız, siz geleneksel bir insansınız. Bencilsiniz. En iyi devlet sizin devletiniz. En iyi din sizin dininiz. İnsanlığın mutluluğu için en ufak bir çabanız olmaz. Bencillik ve sömürü çamuruna gömülmüş gidiyorsunuz.

Olması gereken tüm insanların mutlu bir yaşam sürmeleridir. Bunun için, “Ateş düştüğü yeri yakmamalı.” Bir yere bir ateş düşmüş ise bu ateş hepimizi yakmalı. Bütün aileleri, bütün şehirleri, bütün devleti, giderek bütün dünyayı yakmalı.

Ormana bir ateş düşünce ormanın tamamı nasıl yanıyorsa, bir insanın, bir ailenin ateşi bütün insanlığın ateşi olmalıdır. Bir evladımız şehit olduğunda onun acısını sadece ailesi hissetmemeli. Acı hepimizin acısı olmalı. Komşunun yüreği yanarken zil takıp oynayan, kahkaha atan birey insan değildir.

Toplum olarak acıyı yüreklerimizde hissedersek, devletleri yönetenler aynı duyarlılığı gösterirse, savaşlar da olmaz açlık da olmaz.

İnsanların mutluluğu ve refahı için, sömürüye hayır, silahlanmaya hayır, savaşlara hayır diyemedikten sonra insanoğlu bu acılardan kurtulamayacaktır.   


03 Mart 2020 Salı 16:26
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

GÜNDEM

TUZLA EN AZ RİSKLİ İLÇELERDEN

Küresel Koronavirüs salgını ile ulusal, bölgesel ve yerel mücadelenin tüm imkanların seferber edilerek

Kartallı Elazığlılar Başkanını Seçti

Kartal Elazığlılar Derneğinin 1. Olağan Kongresi dernek merkezinde salt çoğunluğun katılımı ile

İDLİB ŞEHİDİ 15 TEMMUZ ŞEHİTLER CAMİİNDEN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

İdlib’te rejimin düzenlendiği hava saldırısında şehit olan askerlerimiz son yolculuklarına uğurlanıyor.

Anadolu Rock Müziğinin Devleri Unutulmadı

Türk Müziğinin duayen sanatçılarından Barış Manço ve Cem Karaca “Müziğin En Güzel Yolcuları” adlı

Özel Kale Okulları Yöneticileri Gazetecilerle Bir Araya Geldi

Özel Kale Okulları İstanbul Avrasya Gazeteciler Yönetimi ile Tuzla Newcastle Lounge Cafede kahvaltıda bir araya

Van Şehitleri Son Yolculuklarına Uğurlandı

Çığ felaketinde şehit olan askerler için tören düzenlendi.

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL
bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort
istanbul escort model , istanbulescortlari.com , istanbulescortlady.com , sislinet.com , kadikoyescortbayan.com , beylikduzuescortbayanlar.com ,