07 Nisan 2020 Salı

GÜZEL SANATLAR

CELİL BOZ

CELİL BOZ

E-Posta : celilboz@yahoo.com

 Güzel sanatlar deyince ne anlıyoruz? Ben bu konuya herkesin baktığı pencereden bakmıyorum. Bu konu üzerine yazı yazmayı aklıma koyduğumda insanlara “ Güzel sanatlar deyince ne anlıyorsun?  “ sorusunu yönelttim. Aldığım yanıt yüzde yüze yakın bir oranda “yapma” yönünde olmuştur.

Ben ise bunun tamamen tersini düşünüyorum. Nasıl? İzah edeyim:

Bir heykeltraş kendisine verilen bir mermer kütükten, yapılmak istenen figürü yapmaz, yaratmaz.

Diyelim ki şahlanan bir at heykeli yapılacak. O heykel o kütük içerisinde saklanmış bir vaziyette zaten duruyor. Heykeltraş bu kütük içerisinde saklanmış heykelin dışında olan fazlalıkları çeşitli aletler yardımıyla atar.  Ortada sadece tasarlanmış atın heykeli kalır. Bu ayıklama işi, yapan kişinin bilgisine, becerisine, düşünce yapısına, estetik anlayışına bağlıdır. Gerekli melekelerle donatılmamış kişiler bu eseri hiçbir zaman ortaya çıkaramazlar.

Usta ellerden çıkmış bir heykelin karşısına da, kendinizden geçersiniz, saatlerce seyre dalar büyülenir gidersiniz.

Ressam aynı şekilde. Karşısına geçtiği tuval üzerine yağlı boya, sulu boya v.b malzemeden bir eser meydana getirecek ise yaptığı iş nedir? Heykelde olduğu gibi gene ayıklamadır. Bir tuval üzerine yağlı boya bir tablo yapacak ise, doğada var olan renkler içerisinden eseri için gerekli miktarından fazlasını atıp işine yarayacak miktarı gereken yerde gerektiği kadar kullanacaktır. Yapılan bir resimde meydana getirilen renk kombinasyonları güçlü bir fırçanın eseri ise, siz kendinizi o eserin karşısından alamazsınız. Renkler birbirini boğmamışsa,  nötr hale getirilip kirletilmemişse, ışık gereken yerde yeteri kadar işlenebilmişse, eserin formu sizi hiç ilgilendirmez. O zaman sadece renklerin büyülü dünyasında büyük bir hazla kendinizi kaybedersiniz.

Tüpteki yağlı boya herkesin elinde var. Kutudaki sulu boya herkesin elinde var. Neden herkesin yaptığı resim insanda aynı yüksek hazzı uyandırmıyor? Burada sanat erbabının ileri derecede ayıklama becerisi gündeme geliyor.

Notalar belli. Her isteyen bir müzik aleti alır, dilediğince beste yapar. Ancak yapılan bu beste her zaman tutar mı? Elbette ki tutmaz. İyi bestelenmiş eserlerin bestekarları da, var olan ses yumağı içerisinden fazlalıkları atarak güftesine uygun olan sesleri ilgili sözlerle eşleştirerek eserlerini meydana getirirler. Burada devreye gene yetenek girmektedir. Musikide sesi güzel olanlar içerisinden beste yapanlar olduğu gibi hiç beste yapamayanlar da vardır. İkisi tamamen farklı şeylerdir.

Hangi dalda olursa olsun güzel bir ezgiyi dinlerken, sözünü dilini bilmenize anlamanıza gerek olmadan mayışır kalırsınız. Bu ezgi enstrümantal olabildiği gibi tınısı güzel bir ses de olabilir. Beste güzel ise, seslendiren sanatçının sesinin tınısı da güzel ise dinlemeye doyulur mu dostlarım?

Edebiyatta yaratılan eserleri bir düşünün. Ulusal veya evrensel dillerde var olan sözcükleri herkesin kullanma özgürlüğü var. Neden herkes roman, şiir, tiyatro eseri, v.b yazamıyor. Yahut yazılanların hepsi neden aynı güzellikte olamıyor. İşte burada da bir ayıklama işi gene devreye giriyor. İstiklal marşı yazıldığı dönemde birçok şair bu konuda şiirler yazmış. Ama Mehmet Akif Ersoy’un eseri buna laik görülmüş. Peki diğer şairler onun bildiği kelimeleri bilmiyorlar mıydı? Elbette biliyorlardı. Ancak arada bir fark vardı. Mehmet Akif İstiklal Marşı şiirinin kelimelerini diğer kelimeler içerisinden ayıklayıp almayı çok iyi becerebilmiştir.

Tok bir ses tonu ve de yerinde vurgularla okunan lirik şiirler, epik şiirler insanın duygularını nasıl ateşlemez ki? Musikide olduğu gibi şiirde de hem eser güzel olacak hem de seslendiren. Sentaks ve semantik özellikleri göz önünde bulundurularak yazılmış dizeler, bir de iyi bir seslendiricinin duygularıyla birleştirilince yağ gibi erimeyecek bir insanoğlu var mıdır?

Romanı düşünün, karikatürü düşünün, mimariyi düşünün, hepsi de ayıklama yapılan sanat dalları. Bir karikatürle yüz sayfalık bir eserin anlattığını anlatıyor sanatçı. O çizgiler herkesin kaleminin ucunda var. Ancak bu çizgileri diğer çizgiler arasından ayırıp bir araya getirmektedir ustalık

Sonuç olarak şunu söyleyebiliyoruz: Güzel sanatların her dalında çalışan sanatçılar, o sanata ait nesne yığınından fazlalıkları atıp, işine yarayanı ayıklama işlemi yapmaktadırlar. Bu ayıklama sanatçının becerisiyle eserinin alacağı değeri belirlemektedir. 


21 Ocak 2020 Salı 12:46
Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

GÜNDEM

TUZLA EN AZ RİSKLİ İLÇELERDEN

Küresel Koronavirüs salgını ile ulusal, bölgesel ve yerel mücadelenin tüm imkanların seferber edilerek

Kartallı Elazığlılar Başkanını Seçti

Kartal Elazığlılar Derneğinin 1. Olağan Kongresi dernek merkezinde salt çoğunluğun katılımı ile

İDLİB ŞEHİDİ 15 TEMMUZ ŞEHİTLER CAMİİNDEN SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

İdlib’te rejimin düzenlendiği hava saldırısında şehit olan askerlerimiz son yolculuklarına uğurlanıyor.

Anadolu Rock Müziğinin Devleri Unutulmadı

Türk Müziğinin duayen sanatçılarından Barış Manço ve Cem Karaca “Müziğin En Güzel Yolcuları” adlı

Özel Kale Okulları Yöneticileri Gazetecilerle Bir Araya Geldi

Özel Kale Okulları İstanbul Avrasya Gazeteciler Yönetimi ile Tuzla Newcastle Lounge Cafede kahvaltıda bir araya

Van Şehitleri Son Yolculuklarına Uğurlandı

Çığ felaketinde şehit olan askerler için tören düzenlendi.

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL
Emek Medya Ajans