Doç. Dr. Nurettin Akçakale

Tarih: 28.02.2023 00:05

DEPREM ÜZERİNE

Facebook Twitter Linked-in

Deprem, zelzele veya yer sarsıntısı olarak isimlendirdiğimiz olay yer kabuğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen sismik dalgalanmalar ve bu dalgaların yeryüzünü sarsması olayından ibarettir.

Genç Cumhuriyetimizin 100. yılını büyük bir heyecanla kutlamayı düşündüğümüz 2023 yılına gireli henüz bir ay olmuştu ki 6 Şubat 2023 günü sabaha karşı ilki 04:17 de 7,7 ve ikincisi 13:24 de 7,6 şiddetinde Kahramanmaraş merkezli iki deprem ile sarsıldık ve halen kendimize gelemedik.

Allah bir daha yaşatmasın diyeceğim ama öyle bir coğrafyadayız ki bunun mümkün olmadığını bu depremlerin ardından bugüne kadar yaşanan 9 136 artçı depremin meydana gelmesi adeta doğrulamakta.

Bu yazıyı yazmaya çalıştığım 25 Şubat 2023 tarihinde AFAD verilerine göre Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elâzığ illerinde toplam 44.218 vatandaşımız hayatını kaybetti ve binlerce yaralı.

44.218 Can,

44.218 Yürek,

……..

Ateş sadece düştüğü yeri yakmadı insanım diyen herkesin yüreğini de dağladı bu acı. Devletin Resmî Kurumları ve ilgili Bakanlıklar, İl ve İlçe Belediyeleri ve 100’ün üzerinde STK ilk şoktan sonra afet bölgelerindeydi.

Dünyanın uzak yakın coğrafyasından 74 ülkeden binlerce arama kurtarma ekibi ve insani yardımlarla acımıza ortak olmaya çalışarak adeta dünya insanlığının kardeşliğini gösterdiler.

Afetin maddi zararları zaman içinde elbette sarılacak. Biz kadim ve necip bir milletiz bunun üstesinden geleceğiz ama giden canlar bir daha geriye gelmeyecek ve bu acı hiçbir zaman kapanmayacak.

1999 Marmara depremi esnasında Sakarya’da görev yapıyordum. Dolayısı ile Gölcük Sakarya depremini ve ardından Düzce depremini ardından yüzlerce artçı depremleri ve depremden doğan mağduriyetleri birebir yaşayan biriyim.

Jeolojik olarak Anadolu coğrafyası dünyanın en hassas bölgelerinden birinde bulunmakta. Depremlerle yaşamak zorunda olduğumuz bir yerdeyiz. Bu coğrafyada depremler hep olmuş ve hep olacak. Önemli olan bu depremler karşısında bizlerin ne yaptığı.

Geçmişe doğru baktığımızda ve son afetler bize gösteriyor ki bir arpa boyu yol kat edememişiz.

Bu afet karşısında birilerini eleştirmek bir veya birkaç günah keçisi bulmak çok ama çok kolay fakat bunun pek çok ayağı var ve sadece bugünün problemi değil.

Aldığımız herhangi basit bir elektronik eşyanın en az 2-3 yıl garantisi var. Oysa satın almak için hayatımız boyunca bütün birikimlerimizi verdiğimiz evlerimiz birkaç dakika içinde bize ve sevdiklerimize mezar oluyor.

İnsan düşünmeden edemiyor; belki yüzlerce yıkıcı deprem görmüş 537 yılı yapımı Ayasofya Camii, 1349 yılı yapımı Galata Kulesi, 1723 yılı yapımı Sultan Ahmet Camii’ne bunca zaman içinde bir şey olmuyor da modern teknoloji ile yapılan 1-5-10 yıllık binalar neden tuz ile buz oluyor?

Madem deprem öldürmez, çürük binalar öldürür diyoruz ve madem coğrafya kader ve bu topraklarda yaşamak bizim kaderimiz. O zaman deprem yönetmeliğine uygun binalar yapılacak, en ufak usulsüzlüğe göz yumulmayacak, imar afları olmayacak, yapanın yanına kar kalmayacak, ……

İşin deprem ve ahlaksızlık boyutuna gelince evet aralarında ciddi bir ilişki var fakat bu ilişki birilerinin söylemlerinin aksine o ahlaksızlık; bürokratik ahlaksızlık, ticari ahlaksızlık, mühendislik ahlaksızlığı, mimari ahlaksızlık, rüşvet ahlaksızlığı ve denetim ahlaksızlığıdır.

Allah bir daha böylesi felaketler yaşatmasın ama gerçekten de Ülkece “asrın felaketini” yaşadık keşke bu felakete karşı “asrın tedbirini” alma ferasetini göstebilseydik….

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —