Emekli olduktan sonra İzmit’te üç yıl emlakçılık yaptım. Oradaki dairemi bir kuyumcuya sattım. Konuşmalarımız, işyerlerindeki personelin hırsızlıklarına kadar geldi. Kuyumcu şöyle anlatmıştı:
İki oğlum, ben, bir de yanımızda çalıştırdığımız yabancı birisi var. Biz çeşitli şekillerde çalıştırdığımız insanları para ile, altın ile deneriz. Alt kasaya koyduğumuz paraları, altınları sayarız, not alırız elemanı göndeririz. Çalıp çalmadığını ölçeriz. Çalıyorsa ne kadar çaldığını takip ederiz.
Büyük oğlum bir gün bana dedi ki: “Baba bizim eleman her gün para çalıyor.”
“Ne kadar çalıyor?” dedim. “Her gün 50 Lira,” dedi.
“Çalsın, sesinizi çıkarmayın, bunu atıp başka birisini alırsak, gelenin ne kadar çalacağını bilemeyiz. Bu para bizi batırmaz,” dedim.
Şu anda çalıştırdığımız eleman her gün 50 TL çalıyor. (O zaman Dolar 140 TL, Elli lira 35 Dolar ediyor. Bugünkü kur ile yaklaşık 1000TL yapıyor) Bu yıllardır hiç değişmedi, ne az ne çok. O bizi fazla üzmüyor, biz de bu duruma göz yumuyoruz.
Şimdi gelelim hükümetle muhalefete. Tam bir kuyumcu örneği. Etkisiz, yetkisiz bir muhalefet hükümeti fazla üzmüyor. Haftanın belirli günlerinde çeşitli platformlarda birkaç kişi cırcır böceği vızıltısı yapıyor, hükümet de bundan rahatsız olmuyor. “Eh olacak o kadar,” deyip geçiyorlar. Sonunda herkes işinden yerinden memnun. Paralar geliyor, katlamalı emeklilikler bal kaymak. Körler sağırlar, birbirini ağırlar. Dümenin çarkları da bu minval üzere döner gider. Başkanlar çevrelerini kollar, kollanan çevreler de başkanlara sadakatini üst perdeden gösterir. Bu konforlu yaşam döngüsel olarak sürer gider. Şimdiye kadar hep böyle olmuş, bundan sonra da böyle olacak.
Hükümet bu muhalefetten iyisini nereden bulacak? Bu kadroların ömrü iki yüz sene olsa bu pozisyonlar da asla değişmez. Hesaplı kitaplı konumlandırılmışlar mübarekler.
Vatandaş aç kalmış, hayat pahalılığı karşısında sinmiş, perişan olmuş kimin umurunda. Birilerine bel bağlamış kitleler hayal kırıklığına uğramış, toplumun psikososyal yapısı bozulmuş; okul, eğitim, yaşam, konfor, mutluluk, evlilik, yuva terimleri literatürden kalkmış kimin umurunda. Varsa yoksa koltuk kavgası. Bir de gelen gideni aratmasa ne kadar iyi olacak. Umarım gelenler zamanında gelir ve de gidenlerden iyi olur.
Celil Boz (celilboz@yahoo.com)
Eğitimci Sosyolog
03/08/2023