Celil Boz


SOSYAL YAŞAM VE EĞİTİMDE DİP NOKTA


Bugün yaşadığımız sosyal dünya, düğün takısı gibi, bir anda yakamıza takılmadı. İnsanlık uzun yıllar yaşamının safhalarını deneyimleyerek, yaparak yaşayarak devletler ve şehirler kurma aşamasına gelmiştir. İnsan; insan olarak birbirine muhtaçtır. Her bir insan kendi becerilerinin ürünlerini başkalarına aktarırken, karşı tarafın beceri ürünlerini de alarak yaşamını mutlu ve konforlu bir biçimde sürdürmeye çalışır.

Yaşamın basamaklarını birer birer tırmanırken yolumuzun üstüne çıkan diğer insanlarla sosyalleşerek, uyum içerisinde gitmek bizim mutlu olabilmemizin temel dayanaklarındandır. Sosyalleşmek ailede başlar, sokakta, okulda, iş yerinde, uçarken, kaçarken her yerde devam eder. İnsan doğuşunda naturel bir hayvandır. Okulda alınan eğitimle davranışlarda değişim hedeflenir. Okullar kişiye toplumsal normlara uyan davranışları kazandıramamışsa, kişi hayvanlığı ile kalmıştır.

Hayvan davranışlarını göz önüne getirelim. Güçlü güçsüzü ezer. Etobur ise, gücü fazla olan güçsüzü yer. Mesele güç meselesidir. “Büyük balık, küçük balığı yutar,” misali. Kanun yok, adalet yok, mahkeme yok. Onların dünyası da böylece devam edip gidiyor.

İnsanlar öyle mi? Mutlu, güvenli, refah içerisinde bir yaşam sürebilmek için devletler kurmuşuz. Parlamentolar oluşturmuşuz, partiler oluşturmuşuz her görüşten insanın varlığı bilinsin diye. Mahkemeler oluşturmuşuz haklarımız aransın haksızlığa uğramayalım diye. Askerler ve kolluk kuvvetleri ihdas etmişiz can güvenliğimiz sağlansın diye. Sağlık kurumları kurmuşuz sağlıklı ve uzun yaşayalım diye. Eğitim kurumları oluşturmuşuz bilgiyle dolalım, icatlar yapalım, dünyaya hükmedelim; insan değeri bilelim, insanlığı öğrenelim, insana nasıl davranacağımızı bilelim diye. Tepemize bir hükümet koymuşuz haklarımızı korusun, insanca yaşama özgürlüğümüzün güvencesi olsun diye. Bunlar çok güzel de gelin topluma bir ayna tutalım bakalım ne görüyorsunuz?

Partilerde, devlet kademelerinde yetkili kişilerin icraatları içler acısı. Duyup gördüklerimizi düşündükçe, insan olduğumuz için insanlığımızdan utanır hale geldik. Her birimde, her köşede herkes kendi çıkarı peşinde. Umudu olmayan insan topluluğu haline geldik. Umut aşılamaya çalışanla da daha fazla hayal kırıklığı yaratıyor. İnsanın: “Gölge etme başka ihsan istemez,” diyesi geliyor. Halk ne durumda bakalım?

Birbirlerini hiç görmemiş trafikte seyreden iki araç, yol verme yüzünden, el kol hareketleri ve araçlarını kenara çekiyorlar. Bir araçta bulunan insanlar diğer araçtaki beş kişiyi kuşun yağmuruna tutuyorlar. Oracıkta ölen insanlar. Yetim kalan çocuklar, yıkılan yuvalar. Sebep nedir? Yol istedim de kenara çekilmedin. Öyleyse ölümü hak ettin. Öldüren ne olacak, hapiste çürüyecek? Ya çoluk çocuğu ne olacak? Karısı ne olacak? Anne-babaların yüreğinin ateşini kim söndürecek? Her iki tarafın da hayatları söndü. Bu hayat bu kadar değersiz mi? Bu nasıl bir anlayış, bu nasıl bir yetişme tarzı, bu nasıl bir eğitimdir ki, karşıdakinin canını bu kadar kolayca alıyorsun, kendi canını da bu kadar ucuza satıyorsun? Attığın leblebi değil, insanları hayattan koparan kurşun! Neden yapılır böyle davranışlar?

Bunun iki nedeni olabilir. Bu kişilerin aile ortamları ve yaşadıkları çevre içerisinde dünyada var olan tek şeyin onların egoları üstünde bir gücün asla bulunmaması, böyle bir güç varsa derhal yok edilmesi. Kişinin doğumundan itibaren bu duygu sürekli işlenirse böyle kendi değerini bilmez robotların yaratılması çok kolaydır. İkinci olarak da: “Aslan oğlum başın hiçbir zaman, hiçbir yerde eğilmesin, bizim arkamız kuvvetlidir, hapisten korkma bu kapıdan girer öbür kapıdan çıkarsın; yap yapabildiğini!” Başka türlü olamaz. Ailede, sokakta, arkadaş gruplarında veya okulda bu tür bir eğitim alan kişinin başka türlü davranabilmesi imkansız bir şeydir. Aldığınız eğitim sizin anadiliniz gibidir. Hangi eğitimi alırsanız o dilden konuşursunuz. Bu kişiler vurup öldürme dilini öğrenmişler.

Bunu kimler yapabilir? İrdeleyelim: İnsanın insan olabilmesi için; ruh ve bedeninin olması, aklının olması, sağlıklı bir düşünce yapısının ve muhakeme gücünün olması gerekir. Yukarıda sözünü ettiğimiz insanda sadece bedenin varlığı söz konusudur. Onda ruh vardır ama, bu ruh bedenle ilişkili değildir. Birbiriyle küsmüş karı koca misali ruh ve beden, aynı evde ayrı odalarda yaşamaktadır. Bu kişiler yetiştiriliş tarzı itibariyle eylemlerine ve sözlerine bir anlam yükleyemezler. Aklı ile iş yapamayıp düşünemedikleri için eylemlerinin sonucunda görecekleri zararın boyutunu kavrayamazlar. Muhakeme güçleri zayıftır. Onlar kitle insanıdır. Biriler hep onları gütmüşlerdir. Güdülen insanda da muhakeme gücü gelişmemiştir. Onun için onun canı değersizdir. Canının değeri olmayan insanın senin canına değer vermesini bekleyemezsin. Ondan korunmak için yapılacak tek şey kaçmaktır. Unutmayın şöyle bir söz vardır: “Erkekliğin %99’u kaçmaktır.” Kaçmak da yerine göre bir savaşma biçimidir. Bir ceylanın en büyük silahı kaçmaktır.

Celil Boz          (celilboz@yahoo.com)

Eğitimci Sosyolog

15/09/2023

Özel sigorta yaptıran çalışanlar gelir vergisi üzerinden avantaj sağlayabilir

YATAK YAN SANAYİ VE TEKNOLOJİ FİRMALARI IBIA EXPO 2024 İSTANBUL’DA

Enerji Sektöründe Dev Yatırım

ANTALYA SİDE’DE RÜYA GİBİ BİR TATİL SİZLERİ BEKLİYOR

ÜMRANİYE CUBE MEYVELERİNİ VERMEYE BAŞLADI

Öğrenciler icat çıkaracak!

Ülkemizde E-ihracat satış yapan firmalar hızla artıyor

Eaton, Ulusal Kongre ve Sergisi’nde yerini aldı

İki Çalışanı Olan Şirket Hibe Alabilir mi?

16. İstanbul Hazır Giyim Konferansı Başladı

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Galatasaray 3 3 0 0 10 9
2.Trabzonspor 3 3 0 0 3 9
3.Göztepe 3 2 0 1 5 7
4.Konyaspor 2 2 0 0 6 6
5.Samsunspor 2 2 0 0 2 6
6.Antalyaspor 3 2 1 0 1 6
7.Fenerbahçe 2 1 0 1 2 4
8.Beşiktaş 1 1 0 0 1 3
9.Eyüpspor 3 1 2 0 -3 3
10.Gazişehir Gaziantep 3 1 2 0 -5 3
11.İstanbul Başakşehir 1 0 0 1 0 1
12.Alanyaspor 2 0 1 1 -1 1
13.Rizespor 2 0 1 1 -3 1
14.Kayserispor 2 0 1 1 -4 1
15.Kasımpaşa 2 0 2 0 -2 0
16.Gençlerbirliği 3 0 3 0 -3 0
17.Kocaelispor 3 0 3 0 -4 0
18.Fatih Karagümrük 2 0 2 0 -5 0