Gariptir insanoğlu. Bakar ama görmez. Duyar ama dinlemez. Yaşamayı çok ister, yaşamayı bilmez. Mutlu yaşamanın elinde olduğunu bilir de, bunun için bir çaba sarf etmez. Kimi para uğruna güzelim gençliğini heba eder, sonra kaybettiği gençliği bulabilmek için kazandığı parayı sarfeder. Kimi güzelim dünyasını, öbür dünya rüyasıyla sefilliklerle donatır, kimi bu sefillerin dünyasını sömürür. Kimisi de bilgi teknolojileri çağında yaşarken, geçimini avcı-toplayıcı toplum yöntemleriyle gerçekleştirmeye çalışır. Olayları değerlendirmede bu kadar kıt yorumlama gücüyle omuzlarda taşınan kafalar, her durumda mutsuzluğu yakalar.
Dinsel olarak düşününce bunca peygamber geldi-gitti; giden geri geldi mi? Üç kıtaya hükmeden krallar, padişahlar gitti, giden geri geldi mi? “Mecbur kalmadıkça savaş cinayettir,” diyen Atatürk gitti. Fatih, Timur, Cengiz Han, Büyük İskender, Napolyon, Sezar ve daha niceleri, ülkeler fethetti, devletler kurdular hepsi gitti; geri gelen oldu mu?
İcat ettiği alet ve makinaları insanlığın kullanımına sunan sayısız bilim insanları geldi-gittiler; giden geri geldi mi? Çeşitli dallarda eserler veren sanatçılar, şairler, filozoflar nice eserler bırakıp gittiler gelen oldu mu?
Yapay zekanın gündemde olduğu günümüz dünyasında insanlığı acıya boğan savaşların ve açlığın yaşanması insanlığın yüz karasıdır. Savaşmak için yapılan yatırımlar, harcanan paralar; çocukların eğitimi için, çocukların mutlu ve huzurlu yaşamı için harcansa göz yaşları sel olur muydu dünyanın bir yerlerinde? Ukrayna’da, Rusya’da, Gazze’de İsrail’de ölen çocukların kaderi bu diyebilir misiniz? Bu kaderi kimler çiziyor onlara, hiç düşündünüz mü? O bombaların atılma emrini kimler veriyor, hiç düşündünüz mü? Söyleyenlere tapınma yerine söylenenleri sorgulamak gerekmez mi? Tüm insanlar bir olup savaşları kökünden silip atmak gerekmez mi? Ülkelerin yönetici kadroları, muhalefet ve sivil toplum kuruluşlarının bu kötü gidişata “dur” demeleri gerekmez mi?
İnsan ihtiyaçları çok karmaşık boyutlarda değildir. Biyolojik, fizyolojik ihtiyaçları karşılanınca, psikolojik ve sosyal ihtiyaçları müdahale edilmediği takdirde kendisi karşılayacaktır. Geriye ne kalıyor? Mutlu yaşamanın yolları. Eh işte bunu da devletlerin başında bulunan yetkililer sağlamalı. Nasıl mı? Yapay zeka teknolojisi yaşamımızın her alanında var. Robotlar üretsin, insanlar tüketsin. İnsanlar meslek edinsin ama zevk aldığı, yorulmadığı meslekler edinsin. Günde üç saat işi ile buluşsun. İşin yükü robotlar tarafından yüklenilsin. Ucuz üretim, yeni kazançlar elde edilsin. Kazanımlar adil bir şekilde dağıtılsın. İnsanlık boş zamanlarını hobileri ve spor etkinlikleriyle doldursun.
Bir insanın yaşaması için biyolojik ve fizyolojik ihtiyaçların ötesinde harcama yapması inanın gereksiz. Çok kazanıp dünyalarca mal, para biriktirenler hepsini bırakıp gidiyorlar. Gidince de bir daha gelmeyecekler. O halde bu hırs, bu ego, bu biriktirme kompleksi niye? Silah israftır, savaş israftır, mal biriktirmek israftır. İsrafı önleyin; aç, açık insan kalmayacak yer yüzünde.
Celil Boz (celilboz@yahoo.com)
Eğitimci Sosyolog 10/12/2023